Rize’de bir laf vardır:
“Bir işe gireceksen ya adam gibi gir ya hiç girme.”
ÇAYKUR, su işine tam da böyle giriyor.
Önce 19 litrelik damacana…
Sonra baktı talep var, “Ha o zaman durmak yok” dedi.
Şubat itibarıyla cam şişe su geliyor.
Hem de 33 cc, 75 cc…
Yani “al iç, çık”lık su.
Cam şişe meselesi önemli.
Çünkü bu memlekette cam şişe, hâlâ “daha temiz, daha doğal” algısı demek.
Algı bazen içerikten daha güçlüdür, bunu da not düşelim.
Ayda 1,5 milyon şişe…
Üç vardiyada 4,5 milyon…
Bu rakamlar şunu söylüyor:
ÇAYKUR bu işi denemiyor, ciddiye alıyor.
Şimdi burada ince bir nokta var.
ÇAYKUR sadece çay satan bir kurum mu olacak,
yoksa Rize markasını farklı ürünlerle büyüten bir yapı mı?
Su işi bunun cevabını bize gösterecek.
Ama şimdiden söyleyeyim:
Marka gücü + doğal kaynak + doğru ambalaj = tutma ihtimali yüksek iş.
Eskiler ne derdi?
“Su akar yolunu bulur.”
Bu sefer suyun üstünde ÇAYKUR yazıyor.
SEMT PAZARI: YOLUN ORTASINDA OLMAZ BU İŞ
Pazar dediğin yer;
gezilecek, bakılacak, soluklanılacak yer olacak.
Şu anki tablo ne?
Yolun ortasında pazar.
Korna sesi, egzoz kokusu, sinir harbi.
Vatandaş diyor ki:
“Fiyatlar yüksek.”
Esnaf diyor ki:
“Müşteri yok.”
Orta yerde kalan kim?
Hem esnaf hem vatandaş.
rizedeyiz.com ekibimiz pazara indi, havasını soludu.
Hava biraz durgundu.
Tezgâhlar var ama kalabalık yok.
Ses var ama hareket yok.
Artık şu kabul edilmeli:
Okullar Sokağı bu yükü taşımıyor.
Rize’ye modern, ferah, ulaşımı rahat bir pazar alanı şart.
Sahilde olur, kapalı alan olur, açık alan olur…
Ama yolun ortasında olmaz.
Pazar günü sahil zaten sakin.
Deniz var, alan var, nefes var.
Eskiden pazar, haftanın şenliği idi.
Şimdi trafik sorunu başlığı altında konuşuluyor.
PAZAR TÜNELİNİN ÜSTÜ: BETONUN ÜSTÜNDEN YEŞİL ÇIKARMIŞ
Beton her yerde beton.
Ama Pazar’da birileri demiş ki:
“Dur hele, bunun üstüne bir çim atalım.”
Ortaya ne çıkmış?
Güzel bir iş.
Pazar Tüneli’nin üstü yeşilleniyor.
Park oluyor.
İnsan bakınca “He bu da mı olurmuş?” diyor.
İşin güzeli şu:
Hemen yanında Kız Kalesi var.
Denizin ortasında, kaderine terk edilmiş bir tarih.
Eğer bu proje doğru tamamlanırsa,
Kız Kalesi sadece fotoğraf karesi olmaktan çıkar,
turizm başlığına girer.
Çimlerin yüzde 50’si bitmiş.
Devamı gelirse,
Rize-Artvin Havalimanı’na inen adam daha ilk dakikada şunu der:
“Ha burası Rize…”
Yeşil, deniz, tarih…
Bunlar yan yana gelince güzel duruyor.
Demek ki isteyince oluyormuş.
Demek ki beton kader değilmiş.
KALENDERCE
Su şişeye girmiş,
pazar yer arıyor,
beton yeşermeye başlamış.
Rize küçük gibi durur ama
doğru dokununca büyür.
Yeter ki
iş olsun diye iş yapılmasın,
akıl olsun diye akıl konuşturalım.
Bugünkü son sözüm şudur:
İyi fikir gürültü sevmez,
doğru yerini bulunca zaten ses verir.