Bu şehir karelere sığmaz…
Ama biz yine de deniyoruz.
Çünkü bazen bir kare, bin cümleden daha gür konuşur.

Sis çöker Rize’nin üstüne…
Bir bakarsın her şey gri, bir bakarsın her şey masal.
Yağmur iner, insanlar kaçışır ama hayat durmaz.
İşte tam o anda fotoğraf başlar.

Fotoğraf dediğin şey;
Tripod, makine, lens işi değildir sadece.
O an orada olma cesaretidir.
Bazen Kaçkarların başında üşümektir.
Bazen selin ortasında çamura batmaktır.
Bazen bir çobanın yanına çömelip sessizce beklemektir.
Bazen de atmacanın tutulduğu mekânda nefesini tutmaktır.

Rize böyle bir şehir.
Renkleri bağırmaz, fısıldar.
Ama kulak verirsen…
Çok şey anlatır.

RİZE’NİN RENKLERİ DEDİĞİN ŞEY NE?

Yeşil deyip geçme.
Bu şehirde yeşilin binbir tonu var.
Çayın yeşili başka, yaylanın yeşili başka.
Sonbaharın altın sarısı bile bu şehirde yağmurla yıkanmış gibidir.

Deniz mavi ama Karadeniz mavisi.
Hırçın, derin, biraz da küskün.
Dereler berrak…
Ama öyle süs olsun diye akmaz,
“Ben buradayım” diye akar.

Ahşap evler vardır…
Gıcırdar ama ayaktadır.
Taş köprüler vardır…
Yüzyıllardır konuşmadan anlatır geçmişi.

Camiler sessizdir.
Ama inancın rengini saklar duvarlarında.
Kaleler suskundur.
Ama tarihin gri taş hatırasıdır.

Bir de emek vardır bu şehirde.
Alın teri rengi.
Toprağa karışmış, çaya sinmiş,
insanın yüzüne işlemiş emek…

BİR SERGİDEN FAZLASI

10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü vesilesiyle yaptığımız
“Rize’nin Renkleri” Fotoğraf Sergisi,
sadece fotoğraf sergisi değildir.

Bu sergi;
Rize’nin hafızasıdır.
Bugününü yarına bırakma çabasıdır.
“Bu şehir buydu” deme sorumluluğudur.

Altıncısını yapıyoruz.
Kolay mı?
Değil.

Ama bu şehir için değer.
Çünkü biz şuna inanıyoruz:
Bir şehrin tanıtımı;
Broşürle değil,
samimiyetle olur.

O yüzden buradan açıkça söylüyorum:
İlimizin tanıtımına katkı yapmaya devam edeceğiz.
Kareyle, kelimeyle, emekle…
Ne gerekiyorsa onunla.

KALENDERCE

Bu şehir bazen yağmur olur,
bazen sis.
Ama hep gerçektir.
Rize’yi anlatmak iddia değil,
emanettir.
Biz de bu emaneti
elimizi taşın altına koyarak
taşımaya devam edeceğiz.